''Hoş geldiniz,burada olmanız bizim için kıymetli''

Bir Ömrün Merakı, Araştırması ve Emeği , İnsanı Anlamaya Adanmış Yıllar

Teledüşünce ve Emek , Teledüşünceye uzanan yılların, gözlemlerin ve kişisel arayışımın hikâyesi.

Ahmet Bekiroğlu

4 min oku

Hayatım boyunca beni en çok meşgul eden şeylerden biri, insanı anlamaya çalışmak oldu.

İnsanın ne söylediğinden çok ne düşündüğünü, bazı olayların insanın iç dünyasında neden bu kadar derin izler bıraktığını ve düşüncelerimizin hayatımızı nasıl şekillendirdiğini merak ettim.

Bu merak benim için birkaç yıl süren geçici bir ilgi değildi. Çok genç yaşlarda başladı ve zaman içerisinde hayatımın önemli bir bölümüne dönüştü.

Yıllar önce Trabzon'da bulunduğum dönemlerde şahit olduğum sıra dışı bazı hadiseler, insanın düşünce dünyasına olan ilgimi daha da artırdı. O günlerde cevabını bilmediğim pek çok soru vardı. Belki bugün geriye dönüp baktığımda bu yolculuğun gerçek başlangıcının o sorular olduğunu söyleyebilirim.

Çünkü insan bazen bir cevabın peşinden değil, doğru sorunun peşinden gider.

Benim yolculuğum da biraz böyle oldu.

Okudum, araştırdım, dinledim, gözlemledim. Farklı düşünce geleneklerini, insanın kendisini anlamaya yönelik eski ve yeni yaklaşımları incelemeye çalıştım. Fakat hiçbir zaman yalnızca okuduklarımı tekrar etmekle yetinmek istemedim.

Benim için asıl önemli olan, yıllar içerisinde edindiğim bilgileri insanlarla olan tecrübelerimle birlikte değerlendirebilmekti.

Çünkü kitap insana çok şey öğretir; fakat insanı yine insan öğretir.

Farklı hayatlara, farklı karakterlere ve farklı düşünce biçimlerine şahit oldukça zihnimde bazı şeyler daha belirgin hale gelmeye başladı. Zaman içerisinde kendi gözlemlerimden ve değerlendirmelerimden doğan bir düşünce biçimi oluştu.

Bugün Teledüşünce adını verdiğim yaklaşımın arkasında işte böyle uzun bir süreç bulunuyor.

Teledüşünce benim için bir günde verilmiş bir isimden ya da masa başında hazırlanmış birkaç düşünceden ibaret değildir.

Arkasında yıllar vardır.

Merak vardır.

Okuma vardır.

İnsan vardır.

Yanıldığım, yeniden düşündüğüm, bazı düşüncelerimi değiştirdiğim ve tekrar araştırdığım dönemler vardır.

Belki de bütün bu yılların bana öğrettiği en önemli şey şudur:

İnsan hakkında konuşmak kolaydır; insanı anlamaya çalışmak ise ömür isteyen bir iştir.

Bu nedenle hiçbir zaman her şeyi bildiğimi iddia etmedim.

Aksine, yıllar ilerledikçe bilginin karşısında daha dikkatli durmayı öğrendim. Çünkü gerçek bilgi insana yalnızca konuşmayı değil, gerektiğinde susmayı ve yeniden düşünmeyi de öğretir.

Teledüşünceyi anlatırken benim için önemli olan da budur.

Onu olduğundan büyük göstermek, insanlara olağanüstü vaatlerde bulunmak veya kesin sonuçlardan söz etmek istemiyorum. Böyle bir anlayış benim yıllardır sürdürdüğüm çalışma biçimine de uygun değildir.

Ben yalnızca uzun yıllar içerisinde şekillendirdiğim düşüncelerimi, gözlemlerimi ve insanın kendi düşünce dünyasını fark etmesine yönelik geliştirdiğim yaklaşımı paylaşmak istiyorum.

Beni tanımayan bir insanın da hakkımda karar vermeden önce bunu bilmesini isterim:

Bugün anlattığım şeylerin arkasında yalnızca bir isim değil, bir ömrün önemli bir bölümüne yayılan merak ve emek vardır.

Belki herkes aynı düşüncede olmayacak.

Bunu da son derece doğal karşılıyorum.

Çünkü düşünce dünyasında değerli olan herkesin aynı şeyi düşünmesi değil; insanın karşılaştığı bir fikir üzerinde gerçekten düşünmeye başlamasıdır.

Ben de yıllar boyunca kendi yolumu böyle yürüdüm.

Başkalarının söylediklerini tekrar etmekten ziyade kendi sorularımın peşinden gitmeye, gördüklerimi anlamlandırmaya ve zaman içerisinde kendi düşünce dilimi oluşturmaya çalıştım.

Teledüşünce de bu uzun yolculuğun bugün taşıdığı isimdir.

Bundan yıllar sonra benim için ne söyleneceğini bilemem.

Fakat geriye dönüp baktığımda gönül rahatlığıyla söyleyebileceğim bir şey var:

Merak ettiğim konuların peşinden gitmekten, öğrenmekten ve düşündüğüm şeylerin üzerinde yıllarca çalışmaktan vazgeçmedim.

Benim için asıl kıymet de burada.

Çünkü bazı çalışmalar sahip oldukları değeri yüksek sesle anlatarak değil, arkasında bıraktıkları yıllarla kazanırlar.

Ben Teledüşünceye de böyle bakıyorum.

Bir iddiadan çok bir arayışın,
bir hevesten çok uzun bir emeğin,
hazır alınmış bir düşünceden çok kendi yolumu bulma çabasının adı olarak...

Yıllar içerisinde farklı mesleklerden, farklı görevlerden ve hayatın çok çeşitli alanlarından pek çok insanla bir araya gelme imkânım oldu. Görüşmelerimizin ardından paylaşılan samimi düşünceler, güzel geri dönüşler ve yıllar geçmesine rağmen devam eden gönül bağları, verdiğim emeğin benim için en kıymetli karşılıklarından biri oldu.

Çalışmalarıma duyulan güveni ve insanların gösterdiği ilgiyi hiçbir zaman sıradan bir şey olarak görmedim. Aksine, her güzel sözün ve her desteğin beraberinde daha büyük bir sorumluluk getirdiğine inandım.

Bugün geriye baktığımda, farklı çevrelerden insanların çalışmalarımı takip etmesi, görüşmelere ilgi göstererek katılmaları ve zaman içerisinde desteklerini sürdürmeleri benim için sessiz ama son derece anlamlı bir takdirdir.

Bu güveni yıllardır koruyabilmiş olmak, benim açımdan herhangi bir unvan ya da övgüden çok daha değerlidir.

Daha öğrenecek, düşünecek ve üzerinde çalışacak çok şey olduğuna inanıyorum.

Bu yolculuğa ilgi gösteren, çalışmalarımı yıllardır takip eden ve düşüncelerime kıymet veren herkese gönülden teşekkür ediyorum.

Saygı ve Sevgilerimle Ahmet Bekiroğlu